Bir süredir fark ettiğim bir şey var: Kullandığımız uygulamalar aslında sadece “araç” değil; düşünme biçimimizi, üretkenliğimizi ve hatta günlük alışkanlıklarımızı da doğrudan şekillendiriyor. 2026 ile birlikte artık bazı değişikliklerin vakti geldiğini düşündüm. Bu yüzden Mac üzerinde çalışırken zamanla daha sade, daha entegre ve daha güvenli bir kuruluma doğru evrildim. Bunu yaparken odak noktam netti: Mümkün olduğunca birbirine entegre ve az sayıda uygulama kullanmak.
Bu yazıda, bu değişimin arkasındaki nedenlerden ve bugün aktif olarak kullandığım bazı 2026 Mac uygulamarından bahsetmek istiyorum.
Tarayıcı Macerası: Chrome’dan Safari’ye Geçiş
Çoook uzun süre Chrome kullandım. Alışkanlık, birçok cihazla senkronizasyon kolaylığı, eklenti zenginliği ve parola yöneticisinin pratikliği harikaydı. Bence Chromium tabanlı tarayıcılar hala da harikalar. Ancak zamanla Mac’te beni en çok rahatsız eden konulardan biri, uzun süre dışarıda çalışırken Chrome'un pili kelimenin tam anlamıyla sömürmesi olmaya başladı.
MacBook’lar pil konusunda gerçekten çok başarılılar ama kullandığım MacBook Pro ile 5. yıla girdiğim için batarya sağlığım eskisi gibi değil %83'e düştü. Bu aslında gayet kabul edilebilir bir senaryo ama o süreyi en çok tüketen şeyin bir çok şeyin arasında Chrome olması can sıkıyor. 🙂 Defalarca Safari’yi denemiştim ancak alışkanlıklarım yüzünden hep geri döndüm.
Bugün geldiğim noktada bunun aslında teknik değil, tamamen psikolojik bir alışkanlık olduğunu fark ettim ve kendimi zorlamaya karar verdim. Safari’ye geçişim tamamen pragmatikti: Apple ekosistemiyle olan kusursuz uyumu, stabilitesi ve pil tüketimi tarafında yarattığı ciddi fark benim için yeterli oldu. Alışma süreci biraz zaman alsa da şu an Safari'den gayet memnunum. Zaten bu geçiş, zincirleme olarak sistemdeki diğer değişimlerin de kapısını açtı.
Güvenlik: Parolalar, 2FA vs.
Parolalarımı yıllarca Chrome’da, 2FA (İki Adımlı Doğrulama) kodlarımı ise Authy’de tuttum. Her şey çalışıyordu. Fakat tarayıcıyı değiştirince işler karıştı. Güvenliğin temel bir kuralı var: Parolalarınızın hiçbir yerde aynı olmaması gerekiyor. Aynı veya benzer parolaları farklı sitelerde kullanmak, günümüzde her gün bir platformun hacklendiğini düşünürsek büyük risk.
İnsan beyninin onlarca karmaşık parolayı da hatırlaması imkansız. Chrome'dan çıkınca Apple Passwords'e geçebilirdim ama arayüzünde (veya UX tarafında) tarif edemediğim bir şeyler bana eksik geldi. Authy tarafında ise yaşanan son veri ihlali haberleri bende ciddi bir güven kırılması yaratmıştı.
Burada bir şey söylemem gerekiyor. Abonelikler konusunda körü körüne para harcamayı sevmiyorum. Her ay o kadar çok servise abonelik ücreti ödüyoruz ki.. Ancak gerçekten hayatımı kolaylaştıran ve işini basitçe yapan bir uygulama bulduğumda ona aylık 5-10 dolar civarı bir bütçe ayırmak bana çok daha rasyonel geliyor. İşte güvenlik altyapımı Proton'a taşımam tam olarak böyle bir fiyat/performans kararıydı.
Ayrı ayrı şifre yöneticisi, VPN veya gizlilik servisleriyle uğraşmak yerine kız kardeşimle birlikte "Family" planına geçip her şeyi tek bir çatı altında, merkezi ve sade bir yapıya topladık. (Bu arada Proton Pass açık kaynaklı ve ücretsiz bir sürümü de var, yani güvenliğe adım atmak için para ödemek şart değil.)
Günlük hayatta bu sistemin bana sağladığı en büyük konforlar şunlar:
- Tek Merkez: Proton Pass hem benzersiz parolalar oluşturuyor hem de 2FA kodlarını aynı yerde tutuyor. Benim tek yapmam gereken sistemi kullanma alışkanlığımı sürdürmek. (Burada hafif bir tüm yumurtaları aynı sepete mi koydum? sorusu oluştu ama şuanlık memnunum.)
- Email Alias (Takma Adlar): Her site için farklı bir alias kullanmak spam'i bıçak gibi kesiyor. Bir veri sızıntısı olduğunda kaynağı anında görüp o adresi iptal edebiliyorum. Kendi ana mail adresim hep temiz kalıyor.
- VPN: Özellikle dışarıda halka açık Wi-Fi ağlarına bağlandığımda veya şu sıralar Filipinler'deyken Türkiye lokasyonlu streaming servislerine erişmem gerektiğinde arka planda sessizce işimi çözüyor.
Mac'in kendi güvenliği için de “Mac’e virüs girmez” efsanesine inanmayanlardanım. Norton'dan sonra geçtiğim Bitdefender, arkada sessiz ve etkili çalışan bir güvenlik katmanı sunuyor.
Verimlilik: Arka Plandaki Sessiz Kahramanlar
Amacım "bulduğum her verimlilik uygulamasını kurmak" değil, doğru aracı doğru yerde kullanmak.
- Todoist: Planlı çalışmayı ve haftamı organize etmek için bir kafeye geçip düşünmeyi, kafamı toparlamayı çok seviyorum. Apple Notes ve Calendar bence birlikte harika olsa da görev takibi için daha düzenli bir sisteme ihtiyacım vardı.
- Obsidian: Notlarımın ve düşüncelerimin merkezi. Herkes Notion konuşuyor ama Notion bana her zaman gereğinden fazla karmaşık gelmiştir. Not uygulaması içinde her şeyi yapabilmek garip hissettiriyor. Obsidian'ın Markdown tabanlı, inanılmaz hızlı ve verilerin tamamen bana ait olduğu bir kişisel vaultu olması en sevdiğim yanı. Bu vault'u iCloud'a koydum ve tüm cihazlarım ile senkronize çalışıyor.
- Raycast: Başta "ne gerek var" diyordum ama clipboard geçmişi, hesap makinesi ve kurlar, ve ufak eklentileriyle tam bir zaman kurtarıcı.
- CleanShot X: Ekran görüntüsü ve video kaydı konusunda açıklamalı SS'ler ve hızlı paylaşımlar için tek seferlik ücretini sonuna kadar hak eden bir araç.
- Rectangle: Pencere yönetimini kolay hale getiren, bu özellik neden Mac'te varsayılan olarak gelmiyor? dedirten güzel bir minik uygulama.
Geliştirme Ortamım (Engineering)
Yıllarca JetBrains IDE’lerini kullandım. Ancak son dönemde Cursor’a geçtim ve yapay zeka destekli geliştirme tarafında gerçekten ciddi bir fark yarattığını söyleyebilirim. Veritabanı tarafında IDE olarak DataGrip hala vazgeçilmezim.
Docker ve container işleri içinse OrbStack kullanıyorum. Mac’e native bir hisle entegre olması ve hızı sayesinde, hantal Docker Desktop alışkanlığımı bir çırpıda çöpe attırdı. Cursor, DataGrip, OrbStack ve DBngin ile son derece sade bir dev ortamım var.
Yapay Zeka ve Müzik
Yapay zeka araçları artık sadece kod yazarken değil, bir şeyler karalarken veya düşüncelerimi netleştirirken de masada:
- ChatGPT: Çoğu zaman ilk başvurduğum araç.
- Gemini: Farklı bir bakış açısı ve alternatif yaklaşımlar için. Hatta son zamanlarda Gemini’yi o kadar sık kullanmaya başladım ki fiyat avantajı sebebiyle ChatGPT'deki Pro planımı ücretsiz sürüme düşürmeyi planlıyorum.
Ve son olarak Apple Music. Yılların Spotify kullanıcısıydım. Fakat listelerde AI üretimi çöplerin artması, bitmek bilmeyen "kayıpsız müzik" bekleyişi ve artan fiyatlar beni Apple Music’e itti. UI ve entegrasyon tarafında Spotify bence hala bir tık önde olabilir ama kayıpsız ses kalitesi (lossless) benim için aradaki farkı kesinlikle kapattı.
Kapanış
Bugün vardığım noktada şunu net olarak söyleyebilirim: Güvenlik ve düzen, ekstra bir yük olmak zorunda değil.Doğru ve birbirine entegre araçlar kullandığınızda o dijital karmaşa bitiyor. Sadeleşmek hem teknik olarak makinenizi hem de zihinsel olarak sizi inanılmaz rahatlatıyor.